Masum içeriklerin yarattığı algıları inceleyin, gerçeği keşfedin...

Basından içeriklerSosyal medya

“İzmir Depremi” Kim Ne Dedi?

4 Dakikalık okuma

"İzmir Depremi" Kim ne dedi?

Yurt geneli olarak, 30 Ekim 2020 günü 6.9 şiddetinde meydana gelen İzmir depremi ile irkildik. Deprem kavramı, özellikle 99 depreminden sonra hayatımızın köşe taşlarından biri olan bir kavram olsa da, son yıllarda beklenen olası İstanbul Depremi tartışmalarıyla da gündemden hiç düşmedi.

İzmir Depremi Bekleniyor muydu?

Ege Bölgesi ve Özellikle Balıkesir (Edremit – Ayvalık – Altınoluk) çevresinde bulunan fay hatları, bilim insanları tarafından yıllardır incelenmekte ve bu bölgeyi “Deprem bölgesi” şeklinde nitelendirmektedirler. olaydan yaklaşık 1-3 yıl önceki gazete haberlerine araştıracak olursanız bolca bilgi bulabilirsiniz. Biz sizle Celal Şengör’ün 2017 tarihindeki bir röportajını paylaşıyoruz.

İzmir Depremi Hakkında Kim Ne Dedi ?

Bir çok toplumsal olayda olduğu gibi İzmir Depreminde de zaman kaybetmeden kullanılan dilin ve içeriğin incelemesini yapmak istedik. Kutuplaştırmaya çanak tutan ayrıştırıcı dil, kendine bu tür toplumsal olayları seçer. İzmir’de yaşanan herhangi olumsuz bir olay için “Gavur İzmir” tabiri yakıştırmak yeni bir olgu değil. Bu dil gerek siyasiler gerekse sıradan vatandaşlar tarafından neredeyse 60 yıldır kullanılıyor. Kullanılan dilin kötücül, ayrıştırıcı ve nefret söylemine varan ifadelerde olmasına, her seferinde tanık oluyoruz. Gelin bu olayda kimlerin kutuplaştırıcı dil ve içerik kullandığına bakalım;

Din yok iman yok, bunu biraz da kendileri istedi!

izmir-depremi-nefret-söylemi-halkı-kin-ve-düşmanlık

İzmir depreminden hemen sonra şahsi sosyal medya hesabı üzerinden videolu paylaşımda bulunan bir şahıs; “Biraz oranın halkının kendine gelmesi lazım. Din yok, iman yok, namaz yok. Bu felaketi biraz da kendileri istemiş gibi oldu, Türkler sağ olsun, Müslümanlar sağ olsun. Öbürlerine de ne olursa olsun fark etmez.” ifadelerini kullandı. Bahsi geçen sözlerin ayrıştırıcı ifadede kullanılmasının yanı sıra TCK’nın 312. maddesinde de karşılığı bulunuyor;  “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek” Geçtiğimiz yıllarda bu suçtan bir çok siyasi ismin hapis yattığını belirtmemizde fayda var. Bu tür içerik dilinin kullanılması, şahıs ya da kurum adına fark etmeksizin itibar kaybına yol açacaktır. İlgili habere Haberler adlı siteden ulaşabilirsiniz.

İzmir Depremi CHP'nin Enkaz Altında Kaldığı Bir Depremdir

izmir-depremi-enkaz-altında-CHP-kaldı-erdoğan-izmir-konuşması

İzmir depremdeki enkaz ve göçük altında kalan vatandaşlar ile ilgili CHP’li belediye başkanını suçlayan Erdoğan; “İzmir depremi aynı zamanda CHP’nin enkaz altında kaldığı bir depremdir. Şu anda, İzmir’in kahir ekseriyetinde, başta büyükşehir olmak üzere, on yıllardır CHP belediyeleri yok mu? Bunların bütün inşasıyla alakalı adımlarını müsaade etmediniz mi? Ruhsatlarını siz vermediniz mi? Sulak arazilere inşa müsaadesi veren siz değil misiniz? Şimdi nasıl oluyor da, buradan kalkıp iktidara fatura kesmeye yöneliyorsunuz. Bütün buralarda sorumlu sizsiniz. Bu afetlerin sorumlusu sizsiniz. Her yerde ‘yatay mimari’ diye bağıran bir cumhurbaşkanı var ama siz dikey mimariyi savundunuz.” Şeklinde konuştu. (Diken’in ilgili haberini buradan okuyabilirsiniz.)

Buna karşın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer yetkililer, izinlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığından çıktığını, belediyenin izin vermediği binalara bakanlığın izin verdiğini bildirdi.

Bu bağlamda, yayın amacı ve sorumluluğumuzun dışında olarak tarafların haklılığına veya sözlerinin doğruluğuna değinmiyoruz. Ancak, iktidar gücünün en üst noktasındaki seçilmiş bir bürokrat olan Cumhurbaşkanı’ndan, yaşanan bir doğal afet ile ilgili ilk anda muhalefet belediye yönetimininin suçlanması, yine bir ayrıştırıcı ifade olarak öne çıkıyor. İçerik doğasında bu tür ifadelerin, toplumun kendi yankı fanuslarına hapsedilmesini körüklediğini belirtmemiz gerek.

Depremler İçin Tarihte Nasıl İfadeler Kullanıldı?

  • İmparator I. Justinianos İstanbul’daki depremin nedenini eşcinselliğe bağlar.
  • 557’deki İstanbul depremi sonrası Kilise, depremin “günahkarların günahlarını cezalandırmak için” meydana geldiğini ileri sürer.
  • İstanbul’da 1063 yılında olan deprem, Psellos’a göre ilahi bir cezadır. 
  • Antakya’da 1053 yılında olan büyük depremin nedenini Tarihçi Mateos İncil’in yakılmasına bağlamıştı.
  • 1750’deki Londra depremini Londra Piskoposu Sherlock “günahkar insanlar üzerine inen takdiri ilahi” diye açıklar.
  • 1 Kasım 1755’te Lizbon’da 60-100 bin kişinin öldüğü bir deprem olur. Katolik mezhebinin önemli bir merkezi olan Lizbon’daki bu depremi, Cizvit tarikatına mensup dindar bir Portekizli, “Lizbon’daki ahlâk bozulmasına Tanrı’nın gönderdiği bir ceza olarak” olarak yorumlar. Metodist mezhebinin kurucusu İngiliz John Wesley ise “fiziksel sebep ne olursa olsun depremin manevi nedeninin günah olduğunu” savunur. 
  • Said Nursi’ye göre deprem; “Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde kemâl-i neş’e ve sürurla, sarhoşçasına, gayet heveskârâne şarkıları ve bazan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde cazibedârâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.” şeklinde ifade edilmiştir.
  • İran’ın eski cumhurbaşkanı M. Ahmedinecad 2010 yılında depremin nedeni olarak kadınların açık giyinmelerini ve rahat davranmalarını göstermişti.
  • 2016 yılında İtalya’da yaşanan deprem sonrası rahip  Giovanni Cavalcoli, eşcinselliği ima ederek “depremin evlilik kurumuna saldırı nedeniyle verilen ilahi bir ceza” olduğunu söylemişti.
  • 2015 yılında Allah ile konuşarak Manisa Depremi’ne engel olduğunu ileri süren bir de şeyh vardı. Bu kişinin ifadesi şöyle; “Deprem Sibir Dağı’nın üzerinden Manisa üzerine siyah bulut halinde çöktü. Allah beni görevlendirdi ben de gelmesin dedim. İkinci defa gene hücum etti ben yine gelmesini istemedim bulut yine geri gitti. Deprem üçüncü defa yine bulut halinde Manisa’ya hücum etti, ben yine Rabbimden gitmesini, Manisalıların evlerinin yıkılmasını istemedim ve Allah bunu kabul etti.”

"Ayrıca yaşanan doğal afetler için belirli bir zümrenin yaşam tarzını sebep göstermek, Yanlış Sebep Safsatası dediğimiz Fallacy of False Cause (Non causa pro caus)'u işaret etmektedir. Tarihten bu yana en çok kullanılan safsata çeşidine örnektir."

Metrikia, iyi iletişimin peşinde çeşitli analizlerle karşınıza çıkmaya devam edecek. Bu araştırmayı beğendiyseniz ilgi duyabilecek arkadaşlarınızla paylaşmayı ve fikirlerini almayı unutmayın. Tartışmak tek yönlü fikirden iyidir. Ayrıca bir önceki, Dardanel Ton, Kadınlar günü mesajıyla ters PR’ı lehine çevirdi yazımızın da ilginizi çekebileceğini düşünüyoruz.

metrikia-logo-bilişsel-temelli-içerikler-banner

11 posts

Yazar Hakkında
Uzun yıllar reklam ajanslarında görev aldıktan sonra bir süre freelance olarak marka danışmanlığı yaptı. Bunun yanı sıra Branding Türkiye’de köşe yazarı ve konuşmacı olarak yer aldı. 2020’de, Metrikia İçerik ve İletişim’in kurucuları arasında yer aldı. 2021’de İçerik Algısı’nı kurdu ve halen Genel Yayın Yönetmeni olarak görev alıyor ve analizlerini paylaşıyor.
Yazıları
İlgili İçerikler
Basından içeriklerÖzel Dosya

Türkiye'de İktidarın Siyasal İletişim Hataları

8 Dakikalık okuma
Bir güç göstergesi olarak “İnatlaşma Stratejisi” kısa yoldan siyasi kazanç sağlayabiliyor ancak, tarihte de görüldüğü gibi güç, ona sahip olanı yok ediyor.
Basından içeriklerÖzel Dosya

İstanbul Sözleşmesi Yürürlükten Kaldırıldı

3 Dakikalık okuma
İstanbul Sözleşmesi neden yürürlükten kaldırıldı sorusu şüphesiz dün gece yarısı aniden çıkarılan bir kararname ile gündemde yer buldu.
Sosyal medya

Twitter, asılsız iddiaların önüne geçebilmek için Bird Watch isimli programını duyurdu

2 Dakikalık okuma
Twitter, asılsız iddialar, komplo teorileri ve yanıltıcı ifadelere karşı geliştirdiği Bird Watch isimli programını yayına aldığını duyurdu.
İçerik Algısına Abone Ol !

Sadece haftalık olarak, en önemli içeriklerden bir özet maili alacaksın. Ve seni asla rahatsız etmeyeceğiz...